Akmerkez nirdeeeee Cevahir nirdeeee?
ilk göz ağrısı bir başka oluyor...zaten adı üstünde ilk göz ağrısı...Akmerkez az ve öz olarak butik bir alışverş merkezi...içeriye adımınızı attığınız ilk andan beri bir sıcaklık ve samimiyet hissediyor, ve heryeri aheste aheste gezerek yorulmuyorsunuz...kalitesi ise tartışılmaz.geçenlerde sevgili ofis arkadaşlarım nilgün ve nil ile beraber benim uzun süren ısrarlarım neticesinde cevahir''i ziyaret ediyoruz. Hani dünyanın en büyük alışveriş merkezlerinden biri olan herkesin büyük bir hevesle en büyük saati görmeye gittiği hangar. içeriye girer girmez bir soğuk hava dalgasına kapılıyorsunuz... allahım sanki buzdolabına giriyoruz. hemen ceketlerimizin önünü ilikleyip maceraya atılıyoruz.ucu bucağı belli olmayan hatta güvenliklerin daha tuvaletlerini yerini bile bilmediği bir yer... neyse nerden başlayacağımızı bilemiyoruz doğal olarak...ama en şanslıları kesin koçtaş ve tepe home...giriş katının vermiş olduğu avantajlardan birini değerlendirmişler. ilk işimiz koçtaş''a girmek...herşey çok güzel ve her bütçeye uygun...bir ürünün kalitesine göre 2-3 çeşidini görebilirsiniz. diğer alışveriş merkezleri gibi kurnaz değiller...mesela ismi lazım değil,evimin bitişiğinde yeralan alışveriş merkezinde uzun süredir ihtiyacım olan ampül ve banyo askısına ihtiyacım olduğundan devamlı ziyarete gidiyordum...ama bunlara verilecek para bazen beni pintileştiriyor...mesela almam gerken ampül 7.500 ytl...banyo askısıda 9.5 ytl...ve tek marka..dolayısı ile indirime girmesini beklemekten başka bir çareniz kalmıyor.gelde semin alsın bunları...bunlara bakıp kıyamaya kıyamaya bakıp gittiğim çok oldu...iyi ki de öle yapmışım...koçtaşta ilk hedefim taii ki ampül ve banyo askısıydı...önceden sorduğum aynı marka ampül burada 1.250 olurken banyo askısını çeşitli alternatiflere göre 2,5 ytl ye aldım...9-10 milyonluklarda vardı ama dediğim gibi Şyat alternatifi çoktu...büyük bir sevnçle alışveriş sepetime altıyorum..bana bu kadar alışveriş yeterdi bile.bir kere daha kendimi kutluyorum...kızlara bakıyorum onlarda kendilerini mutlu edecek birşeyler almışlar...kasaya gidiyoruz paraları ödüyoruz ve çıkıyoruz.1,5 saat geçmiş bile...kendimizi o kadar kaybedersek olacağı buydu...haliyle yorulduk...başka yerlere bakmaya halimiz yoktu...olmaz tabiii...o kadar büyük ki antipatik bir hava dolaşıyor koridorlarda...siz siz olun burayı gezmeye 2 gün''e bölün...zaten 1 günde heryeri gezme ihtimaliniz yok...bence mağazaar için dezavantaj...kimbilir neler var da bu kadar büyüklüğün içinde kayboluyorlar...
bir yaş daha uçup gitti...
30 ekim pazar günü doğumgünümdü...15 yaşıma bastım..şaka şaka 26 oldum...ne mutlu bana, ne mutlu beni doğurana...anneciğime teşekkür ediyorum beni doğurduğu için...iyi ki doğurmuş beni...doğurmuş ki böle bir aileye sahip olmuşum ve eşimi tanımışım...bütün gün evdeydik...bol bol dinlendik...çünkü bir gece öncesinden de evde parti vardı.annemlerin telefonuyla ayaklanıyor ve doğum günüm münasebetiyle yemeğe gidiyoruz...dayıbey götürüyor.maaşallah ağzının tadını pek bilir heryeride bilir....1.leventte çörtek die yeni bir restaurant...şu meşhur ataköydeki gelik restaurantın ayrılan ortağı açmış burayı...iğne atsanız yere düşmeyecek kadar kalabalıktı...350 kişi kapasiteli 3 katlı bir yer...kebapları ve salad barı ile bir numaraydı...hele şu gelik restaurantın ünlü mantarlı dereotlu pilavı süperdi...fiyatlardan bahsetmeye kalksam bahsedemem...çünkü ne menüyü gördüm ne de gelen hesabı...Ama bildiğim tek şey, yemek yemekten yürüyemez ve konuşamaz hale geldim...annem; hadi kzıım ye ye ,bak sen gençsin.sana hiçbirşey olmaz,bak bundan da tatmalısın die die annemin gazına gele gele şiştim... neyse sağlık olsun...bu da kendimi herzaman ki gibi avundurma yöntemim..hep öyle diyorum zaten...böyle die diye yakında 100 kg olucam...Çörtek gerçekten gidilip yemek yenmesi gereken temizliği ve servisi ile sizi üzmeyecek bir yer...hepinize tavsiye ediyor kimsenin gaza getirmesine izin vermiyin diyorum...aman rezervasyonsuz gitmeyin...
erkekler bizler için neler diolarmış??
Dünyanın en güzel kadını olduklarını bütün erkeklerin idrak etmesini isterler. Kendileri henüz üç dört yaşlarındayken bunu idrak etmişlerdir.
Bütün erkekleri baştan çıkarmak isterler. Çevrelerinde baştan çıkmamış tek erkek kalmayıncaya kadar harekáta devam ederler. Ha, karşılık verirler vermezler, o başka mesele.
Çok seviliyor olmaları yetmez, adamın yollarında sürünmesini, uğurlarında ölüp gitmesini isterler. ''''Hadi be, bi kere öldün mü benim için'''' diyeni kulaklarımla duydum.
Kendilerinden başka bütün kadınların yeryüzünden yok olmasını isterler. Hadi fazla abartmış olmayayım, anneleri ve Feriştah''a benzemesi şartyıyla bir arkadaşları kalabilir.
Her daim kavga etmek isterler. E haklılar, insan havasız susuz yaşayabilir mi?
Vücutlarının güzel olduğuna inandıkları kısımlarını cümle áleme göstermek isterler. Tercihe göre alenen ya da kazaen.
Kocalarının zengin, yakışıklı, kültürlü, başarılı, dürüst, güvenilir,sadık ve kılıbık olmasını isterler. Bu kadar meziyet kafi. Adamın kafasına kakılacak birkaç eksiklik olmalı.
Anlaşılmaz olmayı, aynı zamanda anlaşılmayı isterler. Anlayan varsa beri gelsin!* Bütün kadınlar tarafından kıskanılmak isterler. Zaten bütün kadınlar bütün kadınları kıskandıklarından, lüzumsuz bir istek.
Eğer ilişki bitecekse bitiren tarafın kendileri olmasını isterler. Olurlar da. Aksi durumda ne yapar ne eder tekrar bir araya gelir, ''''terk etme'''' eylemini gerçekleştirirler.
24 saat alışveriş etmek isterler. Aslında bu çok önemli bir husus. Kadınların yarısı yokluktan, öteki yarısı dükkánlar 24 saat açık olmadığından bu isteğini gerçekleştiremez. Hal böyle olunca, gelsinbunalım.
Dünyanın merkezi olmak isterler. Cesareti olan erkek varsa başka merkezler icat etsin. Hiç olmazsa ''''Pişman olma'''' duygusunu tatmış olur.
Sarışın olmak isterler. Bu daha çok erkeklerin isteğine paralel bir istektir. Ancak son günlerde erkeklerin Şkir değiştirmesinden mi yoksa kadınların erkekleri hiçe saymasından mı bilinmez bir bir kırmızı olmaya başladılar.
Otuzlu yaşlarda kalmak isterler. Nitekim kalırlar da."
02.11.2005 | Okuma : 329
|