İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu, düzenlediği basın toplantısında çarpıcı açıklamalarda bulundu. "Turpun Büyüğü" olarak nitelendirdiği bir ismi ilk kez kamuoyuyla paylaşan İmamoğlu, bilirkişi raporlarına ve yargı süreçlerine dikkat çekerek, adalet sistemindeki manipülasyonlara karşı sert eleştirilerde bulundu.
"FACİA SONRASI SORUMLULUK ALMAK YERİNE KAÇIYORLAR"
Kartalkaya'da yaşanan facia ile ilgili olarak sorumluların cezalandırılmasını beklediklerini belirten İmamoğlu, "Yetkileri almak için her fırsatta devreye girenler, sorumluluk almak konusunda ortadan kayboluyorlar. Bir facia yaşandığında, sorumluluğu başka kurumlara pas etmeye çalışıyorlar. İşte bu, bugün ülkemizde yarattıkları sistemin tablosudur" dedi.
"YARGI BAĞIMSIZLIĞINA İNANÇ KALMADI"
Türkiye’deki siyasi atmosferi eleştiren İmamoğlu, "Bugün, ülkede kimsenin yüzü gülmüyor. Şiddet, çeteler, kriz ve facia... Ne yazık ki iktidar krizler karşısında yok oluyor. Bir rakibini tehdit olarak gördüğünde, her yola başvuruyorlar. Yargı bağımsız değil, basın toplantımıza da 'Turpun Büyüğü' dedik çünkü artık gerçekler de saklanamıyor" şeklinde konuştu.
"OLMAYAN RAPORLARLA YAPILAN MANİPÜLASYONLAR"
Beylikdüzü Belediye Başkanlığı dönemine ait bir dava hakkında da konuşan İmamoğlu, "2015 yılında yapılan bir ihale nedeniyle hakkımda açılan davada 7 yıl hapis ve siyasi yasakla yargılanıyorum. Ancak, Danıştay 2020 yılında benim sorumluluğum olmadığını belirledi. Buna rağmen dava devam etti" diyerek, davadaki manipülasyonları ifşa etti.
İmamoğlu, "Bilirkişi raporlarına dayalı olarak aleyhime işlem yapılıyor. Bu raporlarda, olmayan belgeler iddianameye ekleniyor ve kabul ediliyor. Bu raporların nasıl iddianameye girdiğini sorguluyoruz" diyerek, adaletin nasıl çarpıtıldığını vurguladı.
İmamoğlu'nun en dikkat çeken açıklaması, bilirkişiyle ilgili oldu. "Bu kişi, her davada karşımıza çıkıyor ve raporları sürekli olarak aleyhimize oluyor" diyen İmamoğlu, sözlerini şöyle sürdürdü: 'Bu kişi İETT aleyhine de asılsız raporlar hazırlamıştır. Kısa süre içinde raporlar hazırlıyor, ancak Danıştay'dan gelen yazılar, bu raporların hatalı olduğunu ortaya koyuyor. Bu kişi, sadece bize değil, birçok kamu kurumuna zarar veriyor. bu kişinin görev aldığı her dosya dikkatlice takip edilmelidir'
"YARGININ MANİPÜLASYONU KABUL EDİLEMEZ"
İmamoğlu, yargı sürecindeki adaletsizliklere karşı tepkisini şu sözlerle dile getirdi: "Yargının bağımsız olması gerektiğini savunanlar, böyle bir manipülasyona göz yumuyorlar. Bu durum sadece bize değil, tüm Türkiye'ye zarar veriyor. Adaletin tecelli etmesi için mücadelemiz sürecek."
"HALKIN ADALET BEKLENTİSİ HİÇBİR ZAMAN UNUTULMAZ"
Son olarak, İmamoğlu, halkın adalet beklentisinin her zaman öncelikli olduğunu belirterek, "Bizim amacımız sadece İstanbul'u yönetmek değil, Türkiye'deki tüm adaletsizliklerin karşısında durmaktır" dedi. Ekrem İmamoğlu, 'Bilirkişiyi sakın unutmayın, çünkü bu kişi, adaletin nereye gittiğini gösteriyor" dedi
İmamoğlu konuşmasının devamında şunları kaydetti:
'Bu kişi burada tek değil, iki bilirkişi daha var. 3 Ocak 2025 tarihli bir belge bakın. Ahmet Özer ile ilgili bir bölüm var. 'Özer'in belediyeyi sevk ve idare etmek görevini ihmal ve ihlal ettiği ve kötüye kullandığı hükmü kapsamında değerlendiği...' Yani 3 bilirkişinin olduğu rapor bu. Bakan bey iyi dinleyin. Kuralda şöyle diyor; 'Bilirkişilerin bir araya gelerek toplantı yapmayı ve bilirkişi raporunu birlikte hazırlamaları gerekmektedir. Kurul halinde yapılan bu görüşmeler sonrası muhalif düşüncesini dile getiren bilirkişi ayrı rapor hazırlayabilir.' Esas skandal şu, bu raporda diğer iki bilirkişinin imzası yok. Sadece bu kişinin imzası var. Yani savcılık bu geçerliliği olmayan raporu kabul ediyor. Ayrı hazırlanan ve kabul edilmeyen bilirkişi raporunda ise Ahmet Özer'in adı yok. Adına sahte diyebileceğimiz bir bilirkişi raporuyla bir gecede 65 yaşındaki profesörü terörist ilan edip hapse attılar. Ellerinde bir şey olmadığı için 100 gündür iddianame yazamıyorlar.'
Adına sahte diyebileceğimiz bir bilirkişi raporuyla bir gecede 65 yaşındaki profesörü terörist ilan edip hapse attılar. Ellerinde bir şey olmadığı için 100 gündür iddianame yazamıyorlar. Başkanımız hakkında elinizde hiçbir şey olmamasına rağmen onu nasıl hapiste tutarsınız? Sayın Adalet Bakanı duy bunları. Bunları duyup inceleyip ona göre hareket etmeni istiyorum. HSK'yı hemen bu konuda harekete geçirmelisiniz. Yargı mensuplarının iş ve işlemlerini takip etmek soruşturmak sizin bakanı olduğunuz HSK'nın görevi. Sakın bana bağımsız yargı deyip tweet atmayın. Harekete geçin. Ama bence yapamayacaksınız, gücünüz yetmez. Buradan iddia ediyorum, hadi yanıltın beni. Yapamazsınız, sözünüz İstanbul'da geçmez."
Adliyede tek bir şey konuşuluyor, adliyede çınlayan bir ses kulaklarda çınlıyor; 'Bakan bize karışamaz.' Ama siz bu durumda bugüne kadar sadece tweet attınız. Bize mangal gibi adaletli bir yürek lazım. Hukukun üstünlüğünü de bu millet adına namus sayıp dert edinmek lazım. Devletin dini adalettir değil mi? Sözün güzelliğine bakar mısınız? Keşke harekete geçseniz ve ben de sizden özür dilesem. Ama yapamıyorsunuz."
'ÜLKEDE ÇOK ÖNEMLİ BİR YARGI KONUSU VAR'
İmamoğlu, CHP'nin erkenden Cumhurbaşkanı adayını açıklayıp açıklamaması gerektiği ile ilgili soruya yanıt verdi. İmamoğlu, "Şu an ülkede çok önemli bir yargı konusu var. Ben buna odaklanmayı doğru buluyorum, diğer konular hakkında konuşmayı şu an için doğru bulmuyorum" dedi.