'36 çocuk öldü hiç bir kurumun umrunda değil'
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, partisinin grup toplantısına başlarken Bolu Kartalkaya’daki Grand Kartal Oteli'nde yaşanan ve 78 kişinin hayatını kaybetmesine neden olan yangına ilişkin duygu yüklü açıklamalarda bulundu. Bahçeli, ölenlerin yarısının çocuk olduğunu vurgulayarak, gözyaşlarını tutamadı ve sesi titredi.
'YANGINDA 36 ÇOCUK ÖLMÜŞ KİMİN UMRUNDA?'
Bahçeli, yangında hayatını kaybeden çocuklar ve ailelerin acısına dikkat çekerek, “Grand Kartal Oteli yangınında 8 aile yok olmuş. Kimin umrunda? Henüz körpe çağdaki 36 çocuğumuz hayata veda etmiş. Öncelikle kimin gündeminde?” ifadelerini kullandı. Yangında hayatını kaybeden çocukların isimlerini tek tek sayan Bahçeli, bu trajedinin toplumun ortak acısı olduğunu belirtti.
'EVLATLARIMIZIN YERİNE GÖZYAŞI DÖKÜYORUZ'
Bahçeli, yangında ölen çocukların, soğuk toprak altında yatarken hak ettikleri sıcak yuvalarında olmaları gerektiğine değindi. “Evlatlarımızın sıcak evlerinde olmaları gerekirken şu anda buz gibi bir toprağın koynunda kefenlerine dolanıp yatmaları, özünde hepimizin bir felaketi sayılmalıdır,” dedi.
SİYASİ TARTIŞMALARA SERT ELEŞTİRİ
MHP lideri, felaketin ardından devam eden siyasal tartışmaları eleştirerek, 'Geçen haftadan beri süregelen değersiz ve dipsiz tartışma anaforundan bir şey anlayan var mıdır?” diye sordu. Bahçeli, insanlık değerlerinden uzaklaşıldığını ve siyasi ihtirasların bu trajediyi gölgelediğini belirterek, “Hangi ara insanlık değerlerine bu kadar yabancılaştık' diye ekledi.
'MAHŞER GÜNÜ HESAP VERİLECEK'
Bahçeli, siyasilerin bu tür trajediler karşısında sorumluluktan kaçmalarını sert bir dille eleştirerek, “Yerin üstündekiler tepinirken mahşer günü gelip çattığında yerin altındakilere ne diyecekler? Kusura bakmayın, yakayı kaptırmamak için işimize geldiği gibi konuştuk mu diyecekler?” ifadelerini kullandı.
Bahçeli son olarak şu sözleri kaydetti:
Sürekli karşı tarafı suçlayarak bir yere varamayız. Suç ve suçluları saklayarak girdiğimiz hiçbir mücadelede başarılı olamayız. Grand Kartal Otel yangınıyla ilgili bırakalım yargı görevini yapsın. Otel sahibinden İl Özel İdaresine, Valilikten belediyeye ve ilgili bakanlığa kadar 78 vatandaşımızın vebalini kurumsal ve kişisel olarak uhdesinde taşıyanlar millet hukuk ve tarih önünde tek tek hesabını versinler.
'Benim yetki alanımda değil' demek en başta ülkemizin demokratik hukuk imajını, ahlaki sorumluluk iradesini gasp etmek ve çiğnemektir. Ne yapacağız? Bu yangının faturasını Köroğlu Dağı'ndaki yaban hayvanlardan mı çıkaracağız?
İlgili yönetim tarafından 12 Aralık 2024 tarihinde Bolu Belediyesi İtfaiyesine yapılan başvurunun 16 Aralık'ta bir raporla tespit edilen 8 başlıktaki eksikliğin, aynı başvurunun ne hikmetse 24 Aralık'ta geri çekilmesinin peşine düşmeyecek miyiz? Çalışmayan yangın alarmını veya yağmurlama sistemini, olmayan sesli uyarı sistemini, bulunmayan yangın merdivenlerini, yetersizliği ayan beyan aleni olan tahliye çıkışlarının noksanlığını, yine yetersizliği aşikar olan paratoner sistemini, o mu denetlemeliydi, bu mu denetlemeliydi tartışması akıbetini, otelden ziyade yanmaya her an hazır bir çıra mimarisi olan eksikliklerini görmek ve değerlendirmek gerekmektedir. Suç ve sorumlu kişilerin üzerine girmek adalet ve insanlık borcudur. aslında bu facianın daha fazlası, tamamıyla bir cinayettir.
'BAKANLIK HİÇBİR ŞEY YOKMUŞ GİBİ DAVRANIYOR'
İlgili bakanlığın hiçbir şey olmamış gibi hareket ederek, özeleştiriden imtina etmesini, valiliğin ve il özel idaresinin sorumluluk alanından ısrarla uzak duruşunu isabetli bulmadığımızı huzurlarınızda açıklamak mecburiyetindeyim.
TERÖR SORUNUNA İLİŞKİN
PKK terörü yok denecek kadar azalmıştır. Bölücü terör örgütünün verilen kahramanca mücadele sonucunda sönüşe geçtiği bir dönemdeyiz.
DEM heyeti ile İmralı arasındaki görüşmelerin terörsüz Türkiye’ye şartsız destek olması ve beklenen çağrısının bir an önce açıklanması samimi dileğimdir. Ne mutlu Türk’üm diyene. Ne mutlu terörsüz Türkiye’nin doğumuna.
