Siyaset bilimci ve stratejist Erol Mütercimler, YouTube yayınında ABD’nin İran’a yönelik olası askeri hamlelerini ve bölgesel sonuçlarını değerlendirdi. İran’ın dış müdahaleler açısından yanlış okunduğunu vurgulayan Mütercimler, “İran, Libya değildir; Irak değildir; Suriye değildir; Afganistan hiç değildir” ifadelerini kullandı.
“ASIL HEDEF İRAN DEĞİL, ÇİN’E GİDEN PETROL”
ABD’nin İran politikasının arka planına dikkat çeken Mütercimler, meselenin yalnızca İran’la sınırlı olmadığını belirterek, “Burada asıl hedef İran değil, Çin’e giden petrolün önünü kesmektir” dedi. Hürmüz Boğazı’nın küresel enerji dengeleri açısından kritik olduğunu vurgulayan Mütercimler, “Hürmüz Boğazı’ndan geçen enerji hatlarının denetimi, Çin ekonomisi için hayati önemdedir” diye konuştu.
GAMBOT DİPLOMASİSİ VURGUSU
ABD’nin Körfez’deki askeri yığınağını tarihsel bir çerçevede ele alan Mütercimler, bu yöntemi “klasik gambot diplomasisi” olarak tanımladı. Mütercimler, “ABD’nin yaptığı şey gambot diplomasisidir: tehdit, kuşatma ve pazarlık” diyerek, Washington’un aynı anda hem askeri baskı kurduğunu hem de müzakere çağrısı yaptığını ifade etti.
“İRAN’DA REJİM VE TOPLUM AYRIŞMIŞ DEĞİLDİR”
İran’daki siyasal yapının Batı’daki örneklerle kıyaslanamayacağını söyleyen Mütercimler, “İran’da rejim, devlet, inanç ve halk birbirinden ayrılmış yapılar değildir; hepsi iç içedir” dedi. Bu yapının temelinde Velayet-i Fakih sisteminin bulunduğunu belirten Mütercimler, “ değerlendirmesinde bulundu.
DEVRİM MUHAFIZLARI UYARISI
Avrupa Birliği’nin İran Devrim Muhafızları’na yönelik tartışmalarına da değinen Mütercimler, bu yapının yalnızca askeri bir güç olarak görülmemesi gerektiğini vurguladı. “Devrim Muhafızları sadece bir askeri güç değildir; ekonominin, siyasetin ve güvenliğin merkezindedir” diyen Mütercimler, bu nedenle İran’a yönelik dış müdahalelerin öngörülemeyen sonuçlar doğurabileceğini söyledi.
TÜRKİYE İÇİN KRİTİK MESAJ
Türkiye’nin İran konusunda dikkatli olması gerektiğini belirten Mütercimler, “Türkiye, İran meselesinde hamasi reflekslerle değil, soğukkanlı reelpolitikle hareket etmelidir” dedi. İran’ın bölgedeki konumuna dikkat çeken Mütercimler, “İran, Ön Asya’nın kadim devletlerinden biridir ve böyle görülmelidir” ifadelerini kullandı.
Erol Mütercimler’in ABD-İRAN a ilişkin aktarımı şu şekilde;
ABD’nin İran’a yönelik askeri ve siyasi baskısı, bölgesel bir krizden çok daha fazlasını ifade ediyor. Bu süreç, doğrudan Çin’in enerji güvenliğini hedef alan, Rusya’yı çevreleyen ve Ortadoğu’nun jeopolitiğini yeniden şekillendirmeyi amaçlayan klasik bir “gambot diplomasisi” örneği olarak karşımıza çıkıyor. Marco Rubio’nun Venezuela örneği üzerinden yaptığı açık itiraf, İran dosyasının gerçek hedefinin Pekin olduğunu net biçimde ortaya koyuyor.
İran’ın Hürmüz Boğazı üzerindeki jeopolitik konumu, Çin’e giden enerji akışının can damarı niteliğinde. Bu hattın kontrol altına alınması, Çin ekonomisi için ağır bir maliyet anlamına gelirken; ABD açısından küresel güç rekabetinde stratejik bir hamle olarak okunuyor. Ancak İran, Irak, Libya, Suriye ya da Afganistan değildir. Tarihsel, teolojik ve toplumsal yapısı nedeniyle askeri işgal ya da rejim değişikliği son derece maliyetli ve risklidir.
Bu nedenle bugün karşı karşıya olduğumuz tablo, “savaş mı olacak?” sorusundan ziyade, kontrollü kaos, tehdit ve müzakerenin aynı anda yürütüldüğü hibrit bir stratejiye işaret ediyor. Türkiye açısından ise bu sürecin temel dersi nettir: İran dosyası, hamasi reflekslerle değil, soğukkanlı ve katı reelpolitik akılla yönetilmesi gereken bir dosyadır.
